Primum non nocere

 



Regresyon (Sorunun Kaynağına Dönme) Terapisi






Regresyon terapisinde, kişi hipnoz altında geçmişe götürülerek, sorunun kaynağını hatırlaması amaçlanır. Hipnoz sırasında kişi girdiği derinliğe ve uygulayıcının yeteneğine göre, yaşadıklarını bir film şeridi gibi izleyebilmektedir. Bilimsel araştırmalarda, unutulmuş bilgilerin hatırlandığı, inilen yaştaki davranışların sergilendiği (konuşma, kelimelerin seçimi,  yazma şekli vs) gözlenmiştir.

Regresyon tezini ilk keşfeden Dr. Pitres, 17 yaşındaki bir kızı hipnoz ile 5 yaşına geri götürdüğünde, kız Fransızcayı unutup, Gaskonca konuşmaya başlamıştır. Çocukluk ve bebeklik çağı araştırmalarında, yaş geriletildiğinde o döneme ait (örneğin bebeklik çağına özgü emme ve yakalama refleksleri gibi) reflekslerin alındığı saptanmıştır.  Regresyona giren kişiler, götürüldükleri döneme ait bedensel bulguları sergilerler.

Regresyon  terapisi, bireyin her deneyiminin zihne kaydedilerek saklandığı tezine dayanır. Zihin deneyimlerin hiç birini unutmaz. Her deneyim bir duygu ile bağlantılıdır. İki temel duygu sevgi ve korkudur. Sevgi fiziksel sistemimizi olumlu, korku ise olumsuz yönde (öfke, suçluluk, içerleme, nefret vs) etkiler.

Pek çok sorun geçmişte yaşanan incitici deneyimlerden kaynaklanır. Bilinçaltına kaydedilen olumsuz duygu, geçmişte yaşanan benzer sahneyi çağrıştıran her olayla biraz daha beslenir. Olumsuz duyguya karşı geliştirilen savunma mekanizmasını, bir araç olarak kullanmaya başlarız ve böylece yaşanan bu olumsuzluk taşımak zorunda kaldığımız bir yüke ve blokaja dönüşür.

Sorunu yaratan esas olay, duygu veya fikir o denli korku, gerilim ve acının içine gömülmüştür ki kişi rahatlıkla bununla yüzleşemez. Stres yaratan bir olay karşısında ya savaşmayı ya da kaçmayı seçeriz. Sürekli stres altında kaldığımızda, tetikte beklediğimiz veya gerilimden kurtulamadığımız için enerjimiz düşer. Gerilim vücudun farklı bölgelerine yansıtılır. Vücudumuzda çıkan bu belirtiler hakkında endişelenmeye başladığımızda korku daha da güçlenir ve kısır döngü başlar. Dikkati toparlama kabiliyetimiz azalır, çevrede olup bitenin daha az farkında oluruz ve hafızamız zayıflar. Stres, bilinçli kontrolümüzün dışındaki işlevleri düzenleyen Otonom Sinir Sistemimiz’deki dengeyi bozar. Kaygı fiziksel bulgulara yol açar. Bu fiziksel bulgular ortaya çıktığında artan kaygı kısır döngüyü beslemeye başlar.

Her olumsuz duygu makul bir zaman aralığında çözümlenmezse, fizik bedene zarar verir: Örneğin öfke baş ağrıları ve migrene, korku kalp rahatsızlıklarına, destek yoksunluğu diz, bacak sorunlarına ve aşırı sorumluluk üstlenme boyun ve sırt ağrılarına yol açar. Bu nedenle, iyileştirme süreci fiziksel bulguya neden olan duygunun teşhisi ve bu olumsuz duyguyu besleyen deneyimin yeniden yaşanmasını içerir.

Zihin bilgiyi, daha doğrusu olaylar zincirini, kasetçalar gibi sırasıyla kaydeder. Kasetçalardaki bir bilgiyi silmek için nasıl istenmeyen bölüme ulaşılması gerekiyorsa, zihindeki olumsuz kaydın da bilinçaltında kaydedildiği bölümde silinmesi gerekir. Hipnoz altında geçmiş deneyim birkaç saniye içinde hatırlanabilir, ve yeniden değerlendirilerek değiştirilebilir.

Kaynaklar

1.      Müezzinoğlu AE Bilinçli Hipnoz Beş Duyunun Ötesi Omega Yayınları, 2007

2.      Ryan JJ, Cunningham J World Regression Institute Training Manual 2008

3.      American Psychotherapy and Medical Hypnosis Association http://apmha.com/

4.      TenDam H. Deep Healing Tasso Publishing, 1996.