Obezite
sosyal ve psikolojik sorunlara yol açmakla kalmaz aynı zamanda
insülin direnci, yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve koroner
damar hastalığı gibi çeşitli hastalıklara zemin hazırlar. Bel çevresi kadınlarda
88 cm, erkeklerde 102 cm üzerinde ise yüksek risk söz konusudur.
Aşırı
kilo eklemlere bindirdiği yük nedeniyle aşınmayı arttırır.
Eklemlerde oluşan hasar iltihaplanma ve ağrıya neden olur.
Fazla kilo sonucu aşırı terleme ortaya çıkar, dolayısıyla
ciltte zararlı mikropların barınması için daha elverişli bir
ortam yaratılmış olur.
Yale
Üniversitesi Psikoloji Bölümünde yapılan bir çalışmada, kilosu
normal olan ve strese dayanıksız kadınlarda kortizol düzeyinin
ve karında yağ birikiminin daha fazla olduğu gösterilmiştir.
Stres hormonu kortizol karında ve organların çevresinde yağ
birikimini arttırmaktadır. Ayrıca karında, organların
çevresinde biriken yağlarda dört katı daha fazla kortizol
reseptörü bulunduğu gösterilmiştir. Böylece yağların
depolanmasını sağlayan kortizol hormonunun etkisi daha da
artmaktadır. Son
yıllarda yapılan çalışmalarda, yağ dokusunun hormon salgılayan
bir organ gibi davrandığı gösterilmiştir. Yağ dokusundan
salgılandığı tespit edilen çok sayıda maddenin enerji
dengesini, insülin direncini, kan basıncını ve bağışıklık sistemini
yönlendirdiği anlaşılmıştır.
Akupunktur
ile Obezite Tedavisi
Dünya
Sağlık Örgütü ve ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü Ortak
Bildirisinde (2003), obezite akupunkturun etkinliğinin
gösterildiği hastalıklar arasında sınıflanmaktadır.
Akupunkturun
beynimizin hipotalamus adı verilen bölümünde iştah merkezini
etkilediği düşünülmektedir. Akupunktur iştahı düzenler ve
yemek yeme dürtüsüne eşlik eden psikolojik sorunlara yardımcı
olur. Akupunktur ile kısa vadede sağlanan kilo kaybını uzun
vadede koruyabilmek için yaşam stilinde önemli değişiklikler
yapmak (gıda seçimi, egzersiz vd)
gereklidir.
Selçuk
Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada, 165 obez kadın hasta
üç kola (akupunktur, plasebo ve diyet) ayırarak izlenmiş,
akupunktur grubunda diğer gruplara oranla daha fazla kilo
verildiğini, ayrıca fobi, kızgınlık, gerilim ve depresyon gibi
belirtilerin anlamlı olarak azaldıklarını gözlemlemişlerdir.
Aynı çalışma ekibi 2006’da yaptıkları yayında, akupunkturun
kilo kaybına paralel olarak serum leptin düzeyini düşürdüğünü
ve betaendorfin düzeyini arttırdığını saptamışlardır. Leptin
yağ hücresinden salgılanan ve beyni (hipotalamusu) yağ stoğu
hakkında bilgilendiren bir maddedir. Leptin düzeyinin düşmesi
yağ depolarının azaldığının göstergesidir. Beta endorfin ise
bir opioid peptiddir ve yağların yakımını hızlandırır. Benzer
sonuçlar 2007 yılında Çin’den gelmiştir. 60 hasta üzerinde
yürütülen kontrollü araştırmada, akupunktur grubunda kilo
kaybı başarıyla (ortalama % 90) gerçekleşirken ve leptin
düzeyi azalırken kontrol grubunda kilo kaybında başarı
sağlanamamış (% 5) ve leptin düzeyinde herhangi bir etki
gözlenememiştir.
Hebei
Tıp Fakültesinde 80 obez hasta iki gruba ayrılarak
akupunkturun ve zayıflama ilacının (sibutramin) etkinlikleri
karşılaştırılmıştır. Her iki grubun etkinliği arasında anlamlı
bir fark bulunamamıştır.